
Nafaka azaltma davası, nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli ve kalıcı düşüş meydana gelmesi veya yeni mali yükümlülükler ortaya çıkması halinde açılır. Mahkeme tarafların ekonomik durumunu, malvarlığını ve hakkaniyet ilkesini değerlendirir.
Nafaka yükümlülüğü, mahkeme kararıyla belirlendikten sonra hayat boyu aynı kalmaz. Tarafların ekonomik koşulları zaman içinde değişir. Nafaka ödeyen kişinin geliri düşebilir, işini kaybedebilir veya yeni mali sorumluluklar üstlenebilir. Türk Medeni Kanunu bu gerçeği dikkate alarak nafakanın azaltılmasına da imkan tanımıştır.
Bu yazıda nafaka azaltma davasının hangi koşullarda açılabileceğini, mahkemenin hangi kriterlere baktığını ve dosyalarımızda karşılaştığımız tipik durumları ele alıyoruz.
Nafaka azaltma davası, daha önce mahkeme kararıyla belirlenmiş bir nafaka miktarının, sonradan değişen ekonomik koşullar nedeniyle düşürülmesi talebiyle açılan davadır. Bu davayı yalnızca nafaka ödemekle yükümlü kişi açabilir.
Kanun koyucu, nafakanın kesin ve değiştirilemez bir karar olmadığını kabul etmiştir. Ekonomik ve sosyal koşulların değişmesi halinde nafaka miktarının yeniden belirlenebilmesi mümkündür.
Nafakanın genel ilkeleri hakkında bilgi almak için Nafaka Nasıl Hesaplanır? yazımızı inceleyebilirsiniz.
Her gelir düşüşü nafakanın azaltılması için yeterli değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, gelir kaybının önemli ve sürekli nitelikte olması gerekir. Geçici düşüşler tek başına yeterli görülmez.
Mahkeme aşağıdaki durumları değerlendirirken yalnızca gelir kaybının varlığını değil, kaybın kalıcı olup olmadığını ve yükümlünün malvarlığını da dikkate alır:
İşten çıkarılma veya işyerinin kapatılması. Nafaka yükümlüsünün işini kaybetmesi en sık karşılaşılan nedenlerden biridir. Ancak mahkeme, işsizliğin geçici olup olmadığını, kişinin yeni bir iş bulma imkanını ve malvarlığını araştırır.
Emeklilik nedeniyle gelir azalması. Emeklilik, çoğu zaman gelirin azalmasına yol açar. Ancak emekli maaşı dışında kira geliri, ticari faaliyet veya diğer gelir kaynakları varsa bunlar da dikkate alınır.
Uzun süreli hastalık veya maluliyet. Çalışma gücünün kaybedilmesi, nafaka azaltma davalarında önemli bir gerekçedir. Sağlık raporları ve hastane kayıtları bu noktada en önemli delillerdir.
Şirket gelirlerinde düşüş veya iflas. Ticari faaliyet gösteren kişilerin gelirlerinde meydana gelen düşüş, ticari kayıtlar ve vergi beyannameleri ile ispatlanmalıdır.
**Yoksulluk Nafakası:** Uygulamada en fazla azaltma talebine konu olan nafaka türüdür. İş kaybı, emeklilik veya gelirde önemli düşüş gibi durumlarda mahkeme nafakayı yeniden değerlendirebilir.
**İştirak Nafakası:** Bu nafaka türünde öncelik her zaman çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle iştirak nafakasının azaltılması daha sıkı koşullara bağlıdır. Geçici gelir kayıpları tek başına yeterli görülmez. Ancak kalıcı iş kaybı, ağır hastalık veya sürekli gelir kaybı gibi durumlarda azaltma kararı verilebilir.
**Tedbir Nafakası:** Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakası da tarafların ekonomik koşullarının değişmesi halinde azaltılabilir.
Nafaka azaltma davasında ispat yükü davacıya aittir. Nafaka yükümlüsü, gelirinde meydana gelen düşüşü somut delillerle ortaya koymak zorundadır.
Mahkemede sunulabilecek başlıca deliller şunlardır: maaş bordroları, SGK hizmet dökümü, vergi levhası, gelir tabloları, ticaret sicil kayıtları, banka hesap hareketleri, sağlık raporları ve hastane kayıtları, işten çıkarılma belgeleri, maluliyet raporları, tanık beyanları.
Mahkeme, gelir azalmasının yapay olup olmadığını da araştırır. Kişinin kendi isteğiyle işten ayrılması veya malvarlığını devretmesi gibi durumlarda talep reddedilebilir.
İşsiz kalmak tek başına nafakanın azaltılması için yeterli değildir. Mahkeme, işsizliğin geçici olup olmadığını, kişinin çalışabilecek durumda bulunup bulunmadığını, malvarlığını ve yeni gelir elde etme imkanını birlikte değerlendirir.
Yargıtay, kötü niyetli işsizlik veya çalışmamak için direnme hallerinde azaltma talebinin reddedilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Emeklilik nedeniyle gelirde önemli düşüş meydana gelmişse nafaka azaltılabilir. Ancak tek başına emekli olmak nafakanın otomatik olarak azaltılacağı anlamına gelmez. Emekli olan kişinin kira gelirleri, ticari faaliyetleri, taşınmazları ve diğer gelir kaynakları da dikkate alınır.
Nafaka alan kişinin düzenli bir işe başlaması, yüksek gelir elde etmesi veya ekonomik durumunun belirgin şekilde iyileşmesi, nafakanın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Bazı durumlarda nafaka azaltılabileceği gibi koşullar oluşmuşsa tamamen kaldırılması da gündeme gelebilir.
Nafaka azaltma davaları Aile Mahkemesi'nde açılır. Ortalama altı ay ile bir yıl arasında sonuçlanır. İstinaf ve temyiz süreçleri bu süreyi uzatabilir.
Mahkemece hükmedilen yeni nafaka miktarı kural olarak dava tarihinden itibaren uygulanır. Bu nedenle ekonomik koşullarda önemli değişiklik meydana geldiğinde davanın geciktirilmemesi önemlidir.