
Nafaka artırım davası, enflasyon, artan eğitim giderleri veya yükümlünün gelir artışı gibi sebeplerle mevcut nafaka miktarının yetersiz kalması durumunda açılır. Mahkeme, tarafların güncel ekonomik durumunu değerlendirerek nafakayı yeniden belirler.
Nafaka artırım davası, aile mahkemelerinde en sık açılan davalardan biridir. Bunun nedeni basit: Hayat pahalılığı artarken yıllar önce belirlenen nafaka miktarı aynı kalıyor. Türk Medeni Kanunu bu durumu öngörmüş ve nafakanın değişen koşullara göre yeniden belirlenebilmesine imkan tanımıştır.
Bu yazıda nafaka artırım davasının hangi koşullarda açılabileceğini, mahkemenin hangi kriterlere baktığını, dava sürecini ve dikkat edilmesi gereken noktaları kendi dosyalarımızdan edindiğimiz deneyimler ışığında ele alıyoruz.
Nafaka artırım davası, mahkeme kararıyla bağlanmış bir nafakanın sonradan değişen koşullar nedeniyle artırılması talebiyle açılan davadır. Dava, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının artması veya nafaka yükümlüsünün gelirinin yükselmesi gibi durumlarda gündeme gelir.
Daha önce hükmedilen nafaka miktarının günün koşullarında yetersiz kalması halinde, mahkemeden nafakanın yeniden belirlenmesi talep edilebilir. Bu talep her nafaka türü için geçerlidir: tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasının her biri için artırım davası açılabilir.
Nafaka türleri ve hesaplama yöntemleri hakkında genel bilgi için Nafaka Nasıl Hesaplanır? başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Her nafaka artırım talebi mahkeme tarafından kabul edilmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre, önceki karar tarihinden sonra ortaya çıkan değişikliklerin önemli ve sürekli nitelikte olması gerekir.
Mahkemenin artırım talebini değerlendirirken baktığı başlıca unsurlar şunlardır:
Enflasyon ve alım gücü kaybı. Türkiye İstatistik Kurumu verileri ve yıllık enflasyon oranları, nafakanın alım gücünün ne kadar gerilediğini göstermesi açısından önemli delillerdir. Mahkeme, TÜFE oranını tek başına yeterli görmemekle birlikte, enflasyonun nafaka üzerindeki etkisini mutlaka dikkate alır.
Çocuğun artan ihtiyaçları. İştirak nafakasında çocuğun yaşı ilerledikçe eğitim, sağlık ve sosyal giderleri artar. Kreşten ilkokula, ortaokuldan üniversiteye geçiş her aşamada farklı maliyetler doğurur.
Nafaka yükümlüsünün gelir artışı. Yükümlünün maaşında, ticari kazancında veya diğer gelir kaynaklarında önemli bir artış meydana gelmişse, bu durum nafakanın artırılması için geçerli bir sebep oluşturur.
Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarındaki artış. Sağlık giderleri, barınma maliyetleri veya bakım ihtiyacı gibi unsurlar zamanla artış gösterebilir.
**İştirak Nafakası:** Uygulamada en sık artırılan nafaka türüdür. Çocuk büyüdükçe eğitim masrafları, okul taksitleri, servis ücretleri, kırtasiye giderleri, özel ders ve kurs ücretleri artış gösterir. Sağlık giderleri ve sosyal aktivite masrafları da eklenince mevcut nafaka miktarı çoğu zaman yetersiz kalır.
**Yoksulluk Nafakası:** Boşanma sonrası bağlanan yoksulluk nafakası da artırılabilir. Kira bedellerindeki artış, temel yaşam giderlerinin yükselmesi ve sağlık harcamalarının çoğalması mahkeme tarafından değerlendirilen başlıca unsurlardır. Yargıtay, yoksulluk nafakasında artırım talebinin değerlendirilmesinde alacaklının yaşam standardının korunması gerektiğini vurgulamaktadır.
**Tedbir Nafakası:** Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakası da dava sürecinde artırılabilir. Özellikle uzun süren boşanma davalarında ekonomik koşulların değişmesi sık görülen bir durumdur.
Nafaka artırım davalarında yetkili ve görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Dava süresi ortalama altı ay ile bir yıl arasında değişir. Dosyanın kapsamı, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediği ve tarafların delil sunma hızı süreyi doğrudan etkiler. İstinaf ve temyiz aşamaları bu süreyi uzatabilir.
Nafaka artırım davaları belgeye dayalı davalardır. Hakim kararını somut delillere dayandırmak zorundadır. Dosyada bulunması gereken başlıca belgeler şunlardır:
Tarafların maaş bordroları ve SGK hizmet dökümleri. Güncel gelir durumunu gösteren en önemli belgelerdir. Nafaka yükümlüsünün gelir artışı varsa bu bordrolarla ispatlanır.
Çocuğa ait eğitim belgeleri. Okul kaydı, öğrenim belgesi, kurs kayıtları, servis sözleşmesi gibi belgeler iştirak nafakasının artırılması talebinde kritik öneme sahiptir.
Sağlık raporları ve tedavi faturaları. Çocuğun veya nafaka alacaklısının sağlık giderlerindeki artışı belgelemek için sunulur.
Banka hesap hareketleri ve vergi kayıtları. Tarafların mali durumunun tespiti için talep edilir.
Kira sözleşmesi ve faturalar. Barınma giderlerindeki artışı göstermek için kullanılır.
Son yıllarda enflasyon, nafaka artırım davalarının en yaygın gerekçesi haline gelmiştir. Yargıtay, nafakanın alım gücünün enflasyon karşısında düştüğünün somut verilerle ispatlanması halinde artırım talebinin kabul edileceğini karara bağlamıştır.
Ancak mahkeme yalnızca TÜİK verilerine değil, tarafların ekonomik durumuna, ihtiyaçlara ve ödeme gücüne de birlikte bakmaktadır. Enflasyon tek başına bir artırım sebebi olmakla birlikte, dosyada desteklenmesi gereken diğer unsurlar da vardır.
Bazı durumlarda artırım talebi mahkeme tarafından reddedilebilir:
İhtiyaçlarda önemli bir değişiklik bulunmaması halinde mahkeme artırım talebini yerinde görmez. Aynı şekilde, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün ciddi şekilde azaldığı durumlarda da talep reddedilebilir. Mevcut nafaka miktarının halen yeterli görülmesi veya delillerin yetersiz olması da ret sebepleri arasındadır.