Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı ve Katılma Alacağı
Makaleler
Makaleler

Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı ve Katılma Alacağı

02 Ocak 2026 Av. Semih Akseki Makaleler

Türk Medeni Kanunu'nun 4721 sayılı versiyonu, 2002 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte Türk aile hukukunda köklü bir dönüşüm yaratmış; mal ortaklığı rejiminin yerine **edinilmiş mallara katılma rejimine** geçilmiştir. Bu makale, söz konusu rejim çerçevesinde eşlerin haklarını ve hesaplama yöntemlerini ele almaktadır.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

TMK m. 218 ve devamında düzenlenen bu yasal mal rejimi, evlilik birliği içinde edinilen mallar üzerinde eşlerin ortaklık hakkına sahip olduğu esasına dayanmaktadır.

**Edinilmiş Mallar (Paylaşıma Tabi):** - Çalışmanın karşılığı olan kazanımlar - Sosyal güvenlik veya sosyal yardım ödemeleri - Edinilmiş malların gelirleri - Kişisel mallar yerine geçen değerler

**Kişisel Mallar (Paylaşım Dışı):** - Evlilik öncesinde edinilen mallar - Miras veya bağış yoluyla edinilen mal varlıkları - Manevi tazminat alacakları - Kişisel kullanıma özgü eşyalar

Katılma Alacağının Hesaplanması

Rejimin tasfiyesinde şu adımlar izlenmektedir:

  1. Her eşin kendi edinilmiş malları ve kişisel malları tespit edilir.
  2. Edinilmiş malların safi değeri hesaplanır (aktiften pasif çıkarılır).
  3. Safi edinilmiş malların yarısı, diğer eşin katılma alacağını oluşturur.

Katılma alacağı, para alacağı niteliğindedir; doğrudan mal üzerinde bir hak sağlamaz. Bu nedenle mahkeme kararıyla belirlenen miktarın, borçlu eşin mal varlığından tahsil edilmesi gerekmektedir.

Değer Artış Payı Talebi

TMK m. 227 kapsamında; bir eşin kişisel malına ya da edinilmiş malına diğer eşin yaptığı katkılar sebebiyle, tasfiye anında bu mallarda meydana gelen değer artışında pay talep edilebilir. Bu talep, katkının ispat edildiği oranda hesaplanmaktadır.

Dava Sürecinde Öne Çıkan Sorunlar

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunların başında, tasfiyeye esas alınacak tarihin ve mal varlığının değerleme yönteminin belirlenmesi gelmektedir. Yargıtay içtihadına göre tasfiye tarihi olarak fiili ayrılık tarihinin esas alınması kabul görmektedir.

Boşanma sürecinde kapsamlı bir mal tespiti için uzman hukuki destek alınması, müvekkillerin hak kayıplarını en aza indirmek bakımından büyük önem taşımaktadır.