B.A.M
ÖZET: Müşterek çocuk, istinaf incelemesine konu davanın açılış tarihi itibarı ile 4 yaşını doldurmak üzeredir. Yapılan sosyal incelemeye göre de; küçüğün anne ile yaşadığı ortamda mutlu olduğu, içinde bulunduğu yaş dönemi ve cinsiyeti itibarı ile anneye olan gereksiniminin devam ettiği, küçüğün yapılan görüşmede de bulunduğu ortam ve ortamdaki aile bireyleri hakkında olumsuz bir söylem geliştirmediği ve velayetinin annede kalmaya devam etmesinin uygun olacağı yönünde verilmiş olan rapor ve davacı babanın velayetin değiştirilmesi için gerekli şartların varlığını ispatlayamadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasa yönünde yerinde olduğu değerlendirilmiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-İncelenen Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
(Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1) (6100 S. K. m. 353) (4721 S. K. m. 339, 343, 346)
Taraflar arasındaki velayetin değiştirilmesi nedeniyle yapılan yargılaması sırasında, ilk derece mahkemesince verilen, karara karşı davacı vekili tarafından, istinaf yoluna başvurulmakla; evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İLK DERECE MAHKEMESİ SAFAHATI :
Davacı vekili dava dilekçesiyle; tarafların boşanmaları sırasında müşterek çocuğun velayetin anneye bırakıldığını, 2015 yılından bu yana küçüğün annesi, anneannesi, dedesi ve dayısı ile beraber yaşadığını, müşterek çocuk Elif’in yaşadığı konutta kendisine ait bir odası bulunmadığını ve dayı Kerem ile beraber kaldığını, küçüğün dayısı Kerem’in 2010 doğumlu olup, buluğ çağına yaklaştığını ve davacının müşterek çocuk ile dayısının aynı odada kalmasını uygun görmediğini, küçüğün oyun arkadaşı olarak sadece dayısının olduğunu, davalının açtığı nafaka artırım davasında da çocuğa bakmakta zorlandığını kabul ettiğini, davacının ise küçüğün sağlıklı gelişimi için uygun bir ortam sağlayabileceğini, babaannenin küçük ile birebir ilgilenebileceğini özetle belirterek, küçüğün üstün yararı dikkate alınarak velayetin değiştirilmesi ile babaya bırakılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı cevap dilekçesi ile; aleyhe iddiaların doğru olmadığını, davacının kızı ile düzenli olarak dahi görüşmediğini, davanın açılış sebebinin kendisi tarafından nafaka artırım davasının açılmasından kaynaklı olduğunu, velayetin değiştirilmesi durumunda müşterek çocuğa bakacağı söylenen babaannenin psikolojik tedavi gören ve antidepresan kullanan biri olduğunu, davacı baba ve dedenin sürekli alkol aldıklarını, kendisinin kızı ile birebir ilgilendiğini, iş çıkışları kızını da yanına alarak bayan arkadaşlarını ziyarete gittiğini ve başkaca gezmesi olmadığını, velayetin değiştirilmesi için gerekli şartların oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:
Mahkemece 08.07.2019 tarihli karar ile; müşterek çocuğun bulunduğu ortamdan şikayetinin olmaması, yaşı ve cinsiyeti dikkate alındığında annesi ile beraber kalmasının daha uygun olacağı ve velayetin değiştirilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf isteminde; dava dilekçesindeki iddiaları tekrarlamış, alınan sosyal inceleme raporunun eksik düzenlendiğini, küçüğün babaya karşı olumsuz yönlendirilip yönlendirilmediğini raporda tartışılmadığını, 5 yaşını dolduran küçüğün anneye bağımlılığının sona erdiğini, davacı babanın çocuğun fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimi için her türlü imkana sahip olduğunu, velayet sahibi annenin gece hayatını sevdiğini ve sıklıkla eğlenmek amacı ile gece dışarı çıktığını, bu haliyle çocuk ile geçireceği zamandan da çaldığını, küçüğün üstün yararının da davanın kabulünü gerektirdiğini özetle belirterek, kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; velayetin değiştirilmesi talebine ilişkindir.
Dava taraflarının İzmir 13.Aile Mahkemesinin 2015/361-687 sayılı ilamı ile boşandıkları ve 2014 doğumlu müşterek çocuk Elif’in velayetinin anneye bırakılarak baba ile şahsi görüşün düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Velayet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “Üstün yararıdır” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3, Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m.l, Türk Medeni Kanununun m.339/1, 343/1, 346/1, Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.
Müşterek çocuk, istinaf incelemesine konu davanın açılış tarihi itibarı ile 4 yaşını doldurmak üzeredir. Yapılan sosyal incelemeye göre de; küçüğün anne ile yaşadığı ortamda mutlu olduğu, içinde bulunduğu yaş dönemi ve cinsiyeti itibarı ile anneye olan gereksiniminin devam ettiği, küçüğün yapılan görüşmede de bulunduğu ortam ve ortamdaki aile bireyleri hakkında olumsuz bir söylem geliştirmediği ve velayetinin annede kalmaya devam etmesinin uygun olacağı yönünde verilmiş olan rapor ve davacı babanın velayetin değiştirilmesi için gerekli şartların varlığını ispatlayamadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasa yönünde yerinde olduğu değerlendirilmiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-İncelenen Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 121,30TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 44,40TL istinaf karar harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvuru giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve artması halinde yatırdığı avanstan kalanın iadesine,
4-HMK’nun 27 ve 359/3 maddeleri gereğince kararın ilk derece mahkemesince tebliğe çıkartılmasına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nun 362/1-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 07/02/2020