T.C.
DANIŞTAY
12. Daire
Esas No: 2022/5726
Karar No: 2024/1625
Karar Tarihi: 28-03-2024
ÖZET: Zimmet (ihtilaslı) suçu nedeniyle davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bu aşamada lehe veya aleyhe hukuki bir sonuç doğurmayacağı, bir başka ifadeyle davacının, 2489 sayılı Kefalet Kanunu’nun 6. maddesinde yer alan “… suçları muhakeme ile sabit olduğu” şartını henüz kaybettiğinden bahsedilemeyeceği açıktır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. İptali yolunda verilen İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. (5237 S. K. m. 247) (2489 S. K. m. 6) (5271 S. K. m. 223, 231) (2577 S. K. m. 49, 54) (ANY. MAH. 17.05.2007 T. 2004/17 E. 2007/59 K.)
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hatay ili, Hassa ilçesi, PTT Müdürlüğünde memur olarak görev yapan davacının, Kefalet Kanunu’nun 6. maddesi ve PTT Personeli Müteselsil Kefalet Sandığı Yönetmeliği’nin 38. maddesi uyarınca hizmetten çıkarılarak görevle ilişiği kesilmesi üzerine, görevine yeniden dönme talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin… tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/04/2021 tarih ve E:2021/250, K:2021/808 sayılı bozma kararına uyularak; davacının Türk Ceza Kanunu’nun 247/2. maddesinde düzenlenen zimmetin nitelikli halini (ihtilasen zimmet) işlediği ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğundan ve Kefalet Kanunu’nun 6. maddesinde de suçları muhakeme ile sabit olduğu takdirde zimmete geçirilen para ve menkul kıymetleri ve ayniyatı verseler bile ihtilas şeklinde zimmet yapanlar bir daha Devlet işlerinde kullanılmazlar hükmü gereğince, zimmet (ihtilasen zimmet) suçundan mahkum olan davacı hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasının zimmet suçundan kaynaklanan mahkumiyeti ortadan kaldırmayacağı sonucuna varıldığından, davacının görevine yeniden atanma istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idareye yaptığı başvurunun açıktan atanma istemi olmadığı, hizmetten çıkarılması tedbirine son verilerek göreve iadesine karar verilmesi istemini içerdiği, adli yargıda almış olduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kendisi hakkında hukuki sonuç doğurmadığı belirtilerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı, Hatay ili, Hassa İlçe PTT Müdürlüğünde memur olarak görev yapmaktadır. Davacı hakkında abonelerden tahsil ettiği toplam 903,20-TL’yi zimmetine geçirdiğinden bahisle
Kefalet Kanunu’nun 6. maddesi ve PTT Personeli Müteselsil Kefalet Sandığı Yönetmeliği’nin 38. maddesi uyarınca PTT Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile idari yönden hizmetten çıkarma işlemi tesis edilmiş, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada yapılan yargılama sonucunda… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın temyizi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 27/03/2007 tarih ve E:2004/1988, K:2007/1372 sayılı kararıyla karar onanarak kesinleşmiştir. Aynı eylem nedeniyle davacı hakkında… Ağır Ceza Mahkemesinde zimmet suçundan kamu davası açılmış, yürütülen yargılama sonucunda anılan Mahkemenin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile zimmet suçunun açığa çıkmamasına yönelik hileli davranışlarla işlendiği gözetilerek neticeten 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu karar üzerine davacı tarafından 22/04/2013 tarihli dilekçe ile eski göreve atanma talebiyle davalı idareye bir başvuru yapılmış, bu talebinin dava konusu işlemle reddi üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2489 sayılı Kefalet Kanunu’nun, davacının hizmetten çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6. maddesinde, “Kefaletli memur ve müstahdemlerden teftiş ve tahkik neticesinde zimmet veya ihtilasları anlaşılanlar derhal usulüne göre hizmetlerinden çıkarılır ve haklarında ayrıca kanuni takibat yapılır. Bunlara açıkta kaldıkları müddetçe herhangi bir nam ile maaş veya ücret verilmez. Ancak suçları muhakeme ile sabit olduğu takdirde zimmete geçirilen para ve menkul kıymetleri ve ayniyatı verseler bile ihtilas şeklinde zimmet yapanlar bir daha Devlet işlerinde kullanılmazlar. Yetim ve dulların hakları mahfuz kalmak şartıyla tekaüt hakkından da mahrum kalırlar. Adiyen zimmettar olanlar hakkında Ceza Kanununun hükümleri tatbik edilmekle beraber bunlar da para ve ayniyatın alınıp verilmesi ve elinde tutulması gibi işlerde kullanılmazlar. Zimmet veya ihtilas edilen para ve menkul kıymetlerle ayniyattan doğan Kefalet Sandığının alacakları, Devlet alacakları gibi rüçhanlıdır. Kefalet Sandığının hak ve alacakları Maliye Vekaletince takip olunur.” hükmüne yer verilmiş, Anayasa Mahkemesinin 21/11/2007 tarih ve 26707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/05/2007 tarih ve E:2004/17, K:2007/59 sayılı kararıyla anılan hükmün birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinin, 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 02/03/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun ile değişik beşinci fıkrasında; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. ” sekizinci fıkrasında, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur…”, onuncu fıkrasında, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” hükmüne; onüçüncü fıkrasında, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda açık metnine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur: İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan; ancak, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü; ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Anayasa Mahkemesinin, 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2012/665 sayılı kararında da; masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkumiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğu kabul edilmekle birlikte, ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekeceği, çünkü bu tür durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, bu çerçevede, ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet kararına dayanılmasının masumiyet karinesi ile çelişeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza mahkemesince verilebilecek
hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde yer almadığından, hüküm niteliği taşımamaktadır. Davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, lehe veya aleyhe bir sonuç da doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/05/2011 tarih ve E:2011/4-61, K:2011/79 sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur. Yukarıda da vurgulandığı üzere; ”zimmet (ihtilaslı) suçu nedeniyle davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bu aşamada lehe veya aleyhe hukuki bir sonuç doğurmayacağı, bir başka ifadeyle davacının, 2489 sayılı Kefalet Kanunu’nun 6. maddesinde yer alan “… suçları muhakeme ile sabit olduğu” şartını henüz kaybettiğinden bahsedilemeyeceği açıktır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/03/2024 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.