Motorlu araçlarda meydana gelen zararlar yalnızca onarım maliyetlerinden ibaret değildir. Bir aracın kaza geçirmesi ve bunun neticesinde çeşitli parça değişimleri ya da ağır hasar onarımları yapılması, aracın piyasa değerinde ayrıca bir düşüşe sebep olur. İşte bu düşüş, uygulamada “araç değer kaybı” olarak adlandırılmaktadır. Değer kaybının tespiti ve hesaplanması, belirli teknik ve hukuki kriterlere dayanmaktadır.
Değer kaybının hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken temel husus, kazanın aracın ikinci el piyasasındaki algılanan değerine ne derece etki ettiği konusudur. Örneğin; aracın değişen parçasının konumu, boyanıp boyanmadığı, aracın yaşı, kilometresi ve daha önce hasar geçmişi bulunup bulunmadığı bu hesabın temel unsurlarıdır. Aracın yeni olması veya düşük kilometreye sahip bulunması hâlinde meydana gelen değer kaybı çok daha belirgin olurken, yaşlı ve yüksek kilometreli araçlarda değer kaybının daha sınırlı olduğu kabul edilmektedir.
Hesaplama yapılırken uzman bilirkişiler tarafından önce aracın hasar öncesi piyasadaki ortalama değeri belirlenir. Ardından, hasarın aracın bütünlüğüne etkisi ve değişen parçaların niteliği gözetilerek bir oranlama yapılır. Bu oranlama çoğu zaman standart bir formül üzerinden yürütülse de asıl önemli olan somut olayın özelliklerinin dikkate alınmasıdır. Dolayısıyla, aynı marka ve model iki araçta dahi farklı kullanım geçmişleri ve farklı hasar yoğunlukları sebebiyle değer kaybı miktarı değişiklik gösterebilir.
Sonuç olarak, araçtaki değer kaybının tespiti yalnızca matematiksel bir işlem olmayıp, aracın piyasa değerine etki eden tüm unsurların dikkat ve özen yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmesiyle yapılmaktadır. Bu nedenle bilirkişi raporları ve teknik incelemeler, doğru ve adil bir hesaplamanın yapılması bakımından büyük önem taşımaktadır.